Siz hiç beyninizin her noktasında ayrı bir tasarım dolandığı için, gecenin 02:50 sinde yataktan kalkıp, elişi malzemelerinizin yanında kendinizi buldunuz mu? Benim başıma son zamanlarda çok sık geliyor. Ve hatta artık rahatsız edici bir hal almaya başlamadı da değil.
Zira geceleri yeni şeyler üretmekle geçiren bendeniz sabahları uyanamıyor, bütün günü de bulduğum ilk yatay satıhta uzanarak geçiriyor, zaten normalde pörtlek olan gözlerimin yeni aldığı ekstra pörtlek halini aynada görünce ise kendime acımadan edemiyorum. (Şu cümlenin güzelliğine bakar mısınız, 2.5 satır, cümlenin sonuna geldiğiinizde cümlenin başında ne okuduğunuza dair ufacık bir fikriniz bile olmuyor. Ya da uyku sersemi ben öyle hissediyorum)
Neden geceler bu kadar üretmeye müsait zaman dilimleridir ki? Cümlelerim de bile acayip bir üretkenlik hissediyorum şu an. Uzun, devrik ve şiirsel :)) Kendimi divan edebiyatı yazarları gibi hissediyorum :)) Bu gece benim hissiyatım da bir ayar kayması var ama hakkımızda hayırlısı :)) Şu an nirvanaya ulaşamadıysam, daha da ulaşamam, a dostlar :))
Neden geceler bu kadar üretmeye müsait zaman dilimleridir ki? Cümlelerim de bile acayip bir üretkenlik hissediyorum şu an. Uzun, devrik ve şiirsel :)) Kendimi divan edebiyatı yazarları gibi hissediyorum :)) Bu gece benim hissiyatım da bir ayar kayması var ama hakkımızda hayırlısı :)) Şu an nirvanaya ulaşamadıysam, daha da ulaşamam, a dostlar :))
Neyse konuyu dağıtmadan ilerleyelim. Beynimde dönüp duran projeler için kolları sıvayacağım az sonra. Ortaya çıkan çalışmalardan da sizleri haberdar edeceğim. Ama siz şimdilik kış gecelerinde gelen ilham sonucu ortaya çıkan kemerleri inceleyedurun. (biri çıkıp da yetti gayrı, artık kemer memer görmek istemiyoruz diyene kadar kemer yayınlamaya devam edeceğim, bilginize :))
Ay ben buna bayıldım, illa da benim olsun diyorsanız, buyrun tükkana :))
Pazartesiyi salıya bağlayan bu güzide gecede, uyku tutmadığı için zombi gibi ayağa dikilen bendeniz herkese iyi geceler diler.