Yaşamdan dakikalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşamdan dakikalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2014 Pazar

Nişan Kurabiyesi - Aslı&M.Ferit


Aralık ayında yeğenim nişanlandı. Buradan İzmir'e eli boş gitmek istemedim. Kendi ellerimle hazırlamak isterdim bu kurabiyeleri ama teçhizatım olmadığından, işi profesyoneline bıraktım. Ortaya çok şirin bir çalışma çıktı.


Kurabiyelerin paketlemesi bana ait. Aşağıda da toplu görünüşleri var. Allah tamamına erdirsin Aslı'cığım. 


30 Ocak 2014 Perşembe

Fuska Design Kartvizitleri


kumaş etiket ve kartlar hazır. Buradaki kartlardan sonra, böyle profesyonel bir kart beklemiyordunuz değil mi? İşte böyle ters köşe yapılır :))

29 Ocak 2014 Çarşamba

DIY- Kartvizit Yapımı


Renkli fon kartonlarını uygun boyutlarda kesip, yazıcı çıktısı aldığım marka (!) bilgilerini yapıştırdım. 
Üzerini de koli bantı ile kapladım :)  Ciltlenmiş gibi oldu :) 


18 Kasım 2013 Pazartesi

Ses vereyim dedim

eveeeeet, silkinip kendine gelme vakti gelmiştir artık.
son postumu yayınlayalı beri 3 koca ay bitmiş, 4. ay da bitmesin bari dedim.
Gerçi bi görünüp kaçma kıvamında bir post olacak bugünkü post, ama yine de ben vazifemi yapmış olmanın mutluluğuna gark olmuş olacağım :)

Tamamen farklı bir post hazırlamayı planlıyordum, fotoğraf ararken bu fotoğrafa rastladım. Sema'ya sürpriz olsun.


Doğru düzgün bir kare  yakalayabilmek için ne uğraştım tahmin edemezsiniz. 

22 Haziran 2013 Cumartesi

Fuska Mutfaktadır

-Bu yazı, hafıza kartı sorunsalını bir cımbız yardımıyla çözebilen, bunu akletmesi 1.5 ay süren  Fuska'nın son bir ayda yaptığı birkaç hoş şeyi barındırır.-

Bizim evde en büyük sorun akşamları yiyecek bir şeyler hazırlamaktır. Yemek tariflerindeki malzemeler evde olmayınca, evdeki malzemelerin bir araya gelmeleriyle kendiliğinden tarifler oluşur. Bazen hüsranla sonuçlansa da bazen böyle iştah açıcı renkler bir araya gelir, değişiklik sevenler için bir salata alternatifi oluverir. 
Ispanak, kıvırcık, pancar... Ben yaptım, oldu :)



Haftasonu misafir gelecekse benim için bayram vardır. Pasta börek sevmeyen eşim yüzünden yapamadığım ne varsa yaparım. Bu da şahane bir kurabiye, beni hiç utandırmaz, tarifi hep tutar.


Kurabiyeleri kendisi için pişirdiğiniz centilmen bir küçük bey, papatyaları anneannesinin bahçesinden toplar ve "yengeciğim bunları senin için topladım" der. Ve herşeye değer...


Eşimin nadir sevdiği tatlılardandır puding. İçine dışına sevgimi kattım, belli oluyor mu :))


10 Mayıs 2013 Cuma

Hafıza Kartı Sorunsalı

Son dönemde bir sürü fotoğraf çektim ama fotoğraf makinemde hafıza kartı sıkışıp kaldığı için, onları bir türlü bilgisayarıma yükleyemiyorum. Bağlantı kablosunu da evi talan etmeme rağmen bulamadım. Sözümona derli toplu, herşeyi yerine kaldıran biriyim ama bu kablonun henüz bir yeri olmadığından zaar, onu nereye koyduğumu bulamıyorum. 


Aynı şekilde telefonumun bağlantı kablosu da kayıp. Kafa kafaya verip bir tarafa gittiler galiba :)

Neyse dağıtmayacağım, hafıza kartının sıkışmasına pratik çözümü olan varsa lütfen benimle paylaşsın, yoksa  makinenin bir yanı elimde kalacak.



3 Mart 2013 Pazar

Bugünden Hasıl Olan...


Bu ara dişlerimle başım belada. Birkaçına tedavi uygulandı, bir tanesi tedavi olmak için sıraya girdi, ama nedense bütün alt dişlerim ağrıyla karışık sızlıyor. Huzursuz bacak sendromu gibi,huzursuz diş sendromu yaşıyorum :((

En sevdiğim yiyecek olan meyveyi bile yemek işkenceye dönüştü.  Şu canım meyve tabağının hakkını verememenin ızdırabıyla yatağa gidiyorum. Herkese iyi geceler.  

28 Şubat 2013 Perşembe

Ebru Çalışmaları


Ebru kursuna gittiğim güllerin yadigarları... Arada ortalığa yayıp, geniş geniş seyrediyorum. Sizler de seyredin istedim. Her bir şeklin adı var. Üstteki, anam babam usul battal işte, pek özel bir adı yoktu galiba :))


Ama bu güzel şekilli ebru, gelgit ebru...


Somaki ebru, en sevdiğim battal çeşidi. Beyin tomografisi gibi durduğuna bakmayın, yapımı zor, ustalık istiyor. Her bir atışta eşit miktarda boya atmalı tekneye, eşit mesafelerle... Zor dedim ya...


Bülbül yuvası... Çok zevkli.


Hafif ebru... Üzerine hat sanatı çalışmak için ideal...


Damarlı ebru.

Geçen haftasonu güneşli havada hepsini fotoğrafladım. Diğerlerini de yakın bir zamanda beğeninize sunarım. Şaşıracaksınız...

17 Şubat 2013 Pazar

Kurutma Makinesi

kurutma makinesi alıp "neden daha önce almadım ki  ?" diyenler ! aranıza hoşgeldim ! demişti 4 ay önce İlkay. Bugün aynı şeyi ben de söylüyorum ve ekliyorum... Hoşbuldum, çok hoş buldum. 

100 metrekare balkonu olup da, evindeki en büyük derdi çamaşır kurutmak olan bir ben varım herhalde şu dünyada. En üst katta oturup da güneşe hasret yaşayan tek insan olduğum gibi :)) Evet evim en üst katta ama kuzey cephe, 100 metrekare balkonu var ama üstü açık. Yazın çamaşır assam, balkonumun üstü tamamen açık olduğu için güneş renkli çamaşırların rengini alıyor, kışın da yağmurlu karlı havalarda çamaşır asılmıyor, kışın yağmur yağmasa bile isli puslu havalarda çamaşırlar resmen baca kokuyorlardı. Böyle olunca evde ortalıkta çekasta ya da kalorifer peteklerinin üstünde, evi soğutma pahasına çamaşır kurutuyordum. Velhasıl böğ gelmişti bu durumdan. 

8 kg.lik çamaşır makinesine,  8 kg.lik çamaşır kurutma makinesi almam gerekiyordu. Evdeki en uygun yerde çamaşır makinemin üstüydü.  Çamaşır makinesinin üstüne montaj yapılması için de illaki çamaşır makinesiyle aynı marka çamaşır kurutma makinesi almak gerekiyordu. Zaten evimdeki bütün eşyalar Siemens olmakla birlikte, her birinden  çok da memnun olduğum için, başka bir marka almayı hiç düşünmedim. Ama 8 kg.lik kurutma makinesi de yoktu Siemens'te. Geçen yıl B sınıfı 8 kg.lik kuruma makinelerini piyasaya sürdüler, ama yüksek tutarlı elektrik faturaları ödemek istemediğim için A sınıfı makinelerin piyasaya çıkarmalarını bekledim. A sınıfını çıkardılar yetmedi bi de A++ çıkardılar, bir de enerji verimliliği haftası nedeniyle nerdeyse yarı fiyatına inmişti fiyatı.  Gün bugündür dedim, gittim bir tane edindim. 



Satın alma-kurulum aşamasında küçük bir sorun yaşadım ama çağrı merkezine şikayet maili döşeyince, yıldırım hızıyla çözüm ürettiler sorunuma, gözüme bir daha girdi Siemens. Ve anladım ki doğru mecraya ulaştırılan şikayet her sorunu çözer :))

Şikayet etmeyi bana bankamızın çok aziz müşterileri öğretti, yaşadıkları her sorunu çağrı merkezine bildiriyorlar ve sorunları genel müdürlük gözetiminde, şubedeki müdür dahil herkes tarafından azami hızla çözülüyor. Çok pratik bir yöntem. Ben de bunu denedim, hemen sorunum çözüldü.

Neyse efenim, makine müthiş birşey, çamaşırı atıyorsun, kurumuş halde pamuk gibi yumuşacık çıkıyor. Bir miktar kırışıklık sorunumuz var ama çamaşırlar sertleşmediği için ütüsü çok kolay oluyor. Sonra çamaşırların üstündeki toz,tüy,saç, makinedeki özel bir filede toplanıyor. Normalde eve çamaşır serdiğimde o tozun,tüyün evime doluştuğunu düşündükçe,  2 kere daha iyi ki almışım bu makineyi diyorum. Çamaşırların suyunu bir haznede topluyor, makine işini bitirince o hazneyi boşaltıyorum, toz-tüy filesini de süpürgeyle çekiyorum, başka hiç bir hizmeti yok. Daha alt modellerde, makinenin alt tarafında bir bölme var orayı da temizlemek gerekiyormuş. Ama benim makinem kendi kendini temizliyormuş, kurulum için gelen şahış öyle söyledi,  çok akıllı maşaAllah.  

Şimdi evdeki herşey gözüme batıyor, "beni yıka beni yıka" diye. Hepsini sıraya koydum. Çamaşır, battaniye, pike ne buluyorsam makineye tıkıyorum. Sığsa halıları bile tıkalıcam, öyle gözüm dönmüş vaziyette. A++ ya, hiç fatura gelmeyecek havasındayım ben. İlk elektrik faturasını merakla bekliyorum. 

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, alıp almama konusunda tereddütleri olanlara şiddetle tavsiye ederim. Ben asla kurutma makinesi almam diyen çevreci dostlara ise tek sözüm şudur, merak etmeyin üç vakte kadar siz de alırsınız...

13 Şubat 2013 Çarşamba

Küf...

Siz hiç bu kadar şık küf gördünüz mü?


Evimden ne kadar kopuk yaşadığımın göstergesidir bu kare. 

Buzdolabına kaldırdığım yarısı ayran dolu sürahi, buz dolabının derinliklerinde kalınca, ayran bu hale gelmiş. Üstünde gözüken, mantıya benzeyen cisimler de dahil, hepsi küf. 

Kendimden korktum, evimden korktum. Ucunu kaçırırsam, sonucun ne olacağının ispatı galiba bu...

3 Şubat 2013 Pazar

Şablonum kayboldu hükümsüzdür

Blog ayarlarıyla oynarken, sayfamı bu hale getirmeyi başardım, şimdi de geri dönemiyorum, uğraşmaya da ne vaktim ne halim var. Uyku gözümde tütüyor. 

Şimdilik bu kifayetsiz şablonla idare etmek zorundayım, bilmiyorum belki alışırım bu kalır, belki de kardeşime yalvarırım, yenisi yapar. Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu :P

30 Ocak 2013 Çarşamba

Merinin Mutfağından...

Uzun bir aradan sonra çok sevindiğim bir haberi sizlerle paylaşmak için bloğumun başına oturdum. Çok sevgili   kankam Mery bir yemek bloğu  açmış. Adı MERİNİN MUTFAĞİNDAN

ve bundan öyle face'te takılırken haberdar oldum, çooook uzunca bir süredir blog aç diye ısrarcı olmama rağmen.Aslında kızgınım ama blog alemine girmesine o kadar sevindim ki, kızmayacağım. 

Bizimkisi neredeyse 20 yıllık bir arkadaşlık, kardeşlik. Kendisi çok özel biri olduğu gibi, çok özel bir blog yazarı olacağına da eminim. Başarılar kanki...


Yaptığı muhteşem tadlardan birinin fotoğrafını yürüttüm :) Geri kalanı muftakta...

27 Aralık 2012 Perşembe

ya Allah seviyorsa...


Bugün mailime gelen bu postayı sizlerle paylaşmak istedim, Mevlana'nın bu sözünü ilk defa duydum ve gerçekliği tüylerimi ürpertti...



3 Ekim 2012 Çarşamba

2 Ekim 2012 Salı

Bayat Ekmek Değerlendirme Projesi-2 / Yumurtalı Ekmek

Evimizdeki en keyifli öğün pazar kahvaltılarıdır. Geç kalkmak, geniş zaman diliminde, koşuşturmadan kahvaltı hazırlıyor olmak, bu öğünü benim için en güzel öğün yapıyor. Bir de artık söylenmelerimle başa çıkamayan eşim her pazar elini taşın altına koyuyor, bilfiil bu hazırlığın içinde yerini alıyor. Bu da benim için keyif vesilesi :))
Bu pazarda eşim elini koluyla birlikte taşın altına koydu, bütün kahvaltıyı o hazırladı. Ben de küçük bir jest olsun, hem de bayat ekmeklerim değerlensin diye, son dakikada bu yumurtalı ekmekleri hazırladım. 


Benim çocukluğumun en sevdiğim lezzetlerinden biridir bu ekmekler. Eşimse meğer hiç sevmezmiş yumurtalı ekmeği. Anlayacağınız mal deliye kaldı, hepsini afiyetle mideme indirdim:))

Dilimlediğiniz ekmekleri yumurta+süt karışımına bulayarak yağda kızartıyorsunuz hepsi bu.


10 Eylül 2012 Pazartesi

dün dünle birlikte gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım...

Aylardır bilgisayar başına oturup, siteye tek bir harf yazamadan kalkıyordum bilgisayar başından. Ne yazsam, cümleye nereden başlasam diye düşünürken, sıkılıp vazgeçiyordum yazmaktan. 4 ay üzerine bugün şeytanın bacağını kırıyorum, hadi hayırlısı...

Öyle bir giriş yaptım ki, ne yazacağım diye ben bile merak ediyorum şu an:))

Aslında yaşanan bir sürü ama bloğa yazmaya değecek çok az şey oldu, yaz boyunca. İçlerinden unutmak istemediğim bazı anları not edeceğim. Bugünkü postun amacı bu.

İlk görüntüler Emirgan'dan. Biz her sene baharda bir Emirgan turu yapıp, kuğuları seyredip, sincapları kovalamazsak olmaz:)) 


Ramazanın yaza gelmesiyle dilimiz bir karış dışarıda oruç tuttuk, Rabbim kabul etsin. Sıcakların etkisiyle değişik bir aktivite yapmaya enerji  bulamadık açıkçası. Ama Ramazan bayramında hiç aklıma gelmeyecek bir şey yaptık. Alanya'ya tatile gittik. 3 günlük yorucu ama çok keyifli bir tatil yaptık.

Kaldığımız oteldeki şu havuzda gözüm kaldı. Biz terastaki bayanlar havuzuna gidiğimiz için, bu havuzun keyfini çıkarmak beylere kaldı.


Patlayana kadar yemek yedik.Restoran katındaki insan-cavanar karışımı kabak çok hoştu.


Sizin için tabağımdakilerin fotoğrafını çektiğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. O harf önemli...


Otelin karşısında böyle bir manzara vardı. Ömrüm boyunca böyle bir evde oturma ihtimalim olmadığı halde, gelecekte oturmaya karar verdiğim ev bu. Ne büyük bir çelişkinin içindeyim Ya Rabbim!


Yolda izde fotoğraf çekeyim dedim, yer gök Toroslardı sanki. Bi güzel poz yok fotoğraf makinemde. Ama bulutlar öyle bir poz verdi ki, ben çok şaşırdım.


Sizce de Türkiye haritasına benzemiyor mu?

Aslında başka fotoğraflarımda vardı ama bilgisayarı talan ettim, bulamıyorum. Gerçi çok da değişik birşey yok. Koca yaz adam gibi yaptığım faaliyet bunlar var. Gerisi iş güç ve her gün binmekten bana böğ gelen metrobüs yolculukları.

Bu post gelecek güzel postların yeni bir başlangıcı olur inşaallah. Yoksa ben blog yenilemedikçe derdi beni öldürecek.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

2 Günlük Armutlu Kaçamağı


Annem ve kuzenlerimle birlikte cuma akşamından Armutlu'ya kaçtık. 2 günlük tatilimizi değerlendirdik. Sözde dinlenmeye gittik. Oradan oraya koştur, havuza git, odaya gel, yemek yap, yemek ye, markete git, yürüyüş yap, sahil boyu yürüyüş yap, paçalarını ıslat, üzerini değiş, tekrar havuza  git....


 İki gün boyunca bu tempoda olunca dinlenemedik, daha fazla yorulduk. Ama çok eğlenceli geçti. Özellikle havuz keyfimiz. Bir kazaya mahal vermemek için, ilk defa havuza giren annemi hep yakınımda tutmaya çalışıyordum. Sonra ufak yüzme denemeleri yaparken, bir bakıyordum ki annem ortalarda yok. Kuzenlerime ne zaman annemi sorsam, kaydıraktan belinde simidiyle  kayıp, havuzun içine cumburlop atlarken görüyordum. 


Tabi bu tatili yaparken ve bunca faaliyetin içindeyken hafif hafif öksürmelerim bana eşlik ediyordu. Zira bir önceki hafta işten eve gelirken 25 dakika yağmur altında yürümek zorunda kalıp, sırılsıklam olmuş, bir de eve gelince 15 dakika tıkanmış balkonumun güzide menfezleriyle uğraşırken, şifayı bir miktar kapmıştım. 

Pazar akşamı evime dönüp de yatağa yatınca, öksürük kriziyle 1.5 saat cebelleşip, sonunda dayanamayıp hastane yoluna düştük eşimle beraber. Ben doktor bana bir öksürük şurubu yazıp yollar beni sanıyordum. Ama kan tahlilinde ve doktor muayenesi sonucunda; ilerlemeye başlamış bir bronşit, mevsimi gelmiş bir allerjik bünye ve kanında astronomik rakamlarla ifade edebileceğim bir iltihap durumu olan bir yaratılmışa döndüğümü öğrendim. Hava ve serum verildi, 2 saatin sonunda eve döndük.

Bronşit ve allerjik bünye sahibi olmak değilde, vücudumdaki iltihap değerine çok şaşırdım. Normalde sabahları ellerim ve ayaklarım şişmiş olarak kalkıyorum. Ben gün içinde fazla yol yürüyüp, yorulmaya bağlıyordum. Bir de annemin de elleri ayakları çabuk şişer, ona çektiğimi düşünüyordum. Oysaki sebebi iltihapmış. Sabahları elleri ayakları şişmiş olarak uyananlar dikkat etsin lütfen, bu normal bir durum değil. ,

Şimdilik bu kadar. Biraz dinleneyim. 

17 Mayıs 2012 Perşembe

Fuska Buğday Çimlendirmeye Kalkarsa...

Çok besleyici olduğunu bildiğim buğday çimlendirme işlemini uzun zamandır yapmak istiyordum ama bir türlü cesaret edemiyordum. 

Devletşah bloğunda  buğday çimlendirmenin nasıl yapıldığını detaylı bir şekilde anlatmış. Ben de aynen uyguladığım. 2 gün sonra eşim, "bunları güneşe koyman lazım deyince", ben de buğdayların olduğu kabı balkon kapısının  önüne koydum. Ertesi gün durum buydu. 


Bir yanım "senin neyine buğday çimlendirmek" diyor, bir yanım "tekrar dene ne kaybedersin" diyor. Karmaşık duygular içindeyim:))

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Hayatın Karmaşasına 2 Güncük Mola...



Geçen haftasonu abimin yazlığına gittik. Bu kısacık tatil bana o kadar iyi geldiki anlatamam. 2 gün bile olsa beylik beyliktir kardeşim, ben bunu bilir bunu söylerim. 


Denizin yakınlarına giden fuska ne yapar. Havanın soğukluğundan mütevellit  denize  giremiyorsa, paçaları sıvar çıpıl ayak sahil boyu yürür. Deniz kabukları toplar. Bol bol fotoğraf çeker. Doğa harikalarına hayran kalır.

Buna biz çocukken "şeytan minaresi" derdik, sizler de öyle mi dersiniz bilmem. İçinde kıskaçının biri gözüken bir yaratık saklıyor.


Ve çiçekler...



Ve tabi böcükler...



Bu fotoğraflar insanı 5 kilo fazla 25 cm uzun gösteriyor:))


Ayakları da 5 numara büyük :))



23 Nisan 2012 Pazartesi

Fuska'nın Atölyesi 2 Yaşında / 2. Yıl Hediyesi

Geçen hafta itibariyle "fuska'nın atölyesi" 2 yaşını doldurdu. Bu vesileyle blogumu takip eden sevgili takipçilerimden birine, yarım elma gönül alma babından bir hediye göndemeye karar verdim. 


Hediyemizin içeriği görselde görüldüğü gibi efenim. Artık onları tanıyorsunuz. Bloğumdaki hangi postu açsanız çeşitli varyasyonlarını görmeniz muhtemel olan keçe ve saten çiçekler. Daha da açıklayıcı olması babından:

1. Keçe çiçeklerle hazırlanmış elastik kemer (geniş bir beden skalasına uyacak şekilde hazırlanmıştır)
2. Keçe gelincik çiçekli kolye-küpe set
3. Saten çiçekli broş

Çekilişe katılmanın şartı artık ezberlediğimiz gibi

1. Bloğumun takipçisi olmalısınız
2. Çekilişi bloğunuz varsa blogunuzda, bloğunuz yoksa facebook ve twitter hesaplarınızda duyurmalısınız
3. İlk iki kuralı uyguladıktan sonra linkleriyle birlikte buraya yorum bırakmalısınız.

Hepsi bu kadar. Herkese bol şans.