25 Haziran 2010 Cuma

Aplikeli Çiçek Çanta


Merhabalar sevgili okuyucularım. Bir postla daha sizlerleyiiz :))

Sizlere fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum. Şuan gece yarısı 02: 30, ancak yazabiliyorum. Yoğunluğumu siz düşünün artık :))

23 Haziran 2010 Çarşamba

Gül Karakalem Çalışması




Amcamlardan bir sürü ganimet fotoğraflarıyla döndüğümü söylemiştim sizlere. Bu karakalem çalışması da ordan. Kuzenim Zeynep yaptı. Gerçek hali fotoğraftakinden çok daha güzel. 

19 Haziran 2010 Cumartesi

Mimlendim :))

Blog tarihimde bir ilki hep birlikte yaşıyoruz şuan. Mimlendim. Hem de Çatı Katı İlkay tarafından. Ben mutlu oldum, sen de mutlu olasın İlkaycığım :))
Mimin konusu kelimeleri okuduğumuzda ilk aklımıza gelenler ya da düşündürdükleri...

Felsefem: "Kimseye değerinden fazla değer vermeyeceksin!"

Hayat: Yaşamak ve mutlu olmak zorunda olduğumuz uzuuuunca bir zaman dilimi.

Çocukluk: Yaramazlık. Tekrar tekrar yaşanası zaman dilimi :))

Güneş : Kendini mutlu hissedebilmek için ışıltılı bir sebep.

Gözler : Asla yalan söylemez!

Yıldızlar: Romantik doğa elemanı :))

Güzellik : Fazlaca göreceli bir kavram. Bu işi şimdiye kadar çözemedim bundan sonrada çözebileceğimi zannetmiyorum. Benim iğrenç dediğime başkaları dünya güzeli diyor. Yaman bir çelişki...

Sevgi : Kalbi taşlaşmaktan kurtaran iki histen biri. Diğeri de merhamet.

Aşk : Yaşanılası duygu...

Müzik : Haleti ruhiyeme göre değişik türlerini dinlemekten zevk aldığım şey. (ilk defa şey kelimesini kullandım , kullanmamak için çok zorladım kendimi. Ama tıkanınca "şey" cümle kurtarıyor :)))))

Dost : Kaygı duymaya başladığın anda sesini duymak istediğin ilk insan.

Para : Varlığı bir dert, yokluğu yara :)))

Zaman : İnsanların geri getirmesinin imkansız olduğu tek varlığı. İlkaycığım bana da yetmiyor zaman. Ama en büyük sıkıntı fazla uykucu olmam :(

Erkekler : Elmanın diğer yarısı :))

Savaş : Nedense hep İsrail geliyor aklıma. Her savaşın altında onların olduğu fikri :(

Ağlamak : Mutlu olduğumda ağlarım, üzüldüğümde ağlarım, sıkıldığımda ağlarım, sinirlendiğimde ağlarım, bazen gülerken yaş geliyor gözümden onu ağlamaktan saymıyoruz herhalde :)) Ama bilseniz ne sulu gözlüyüm. 

Deniz : Gördüğüm an içine atlayasım geliyoor:)) Beni mutlu eden bir doğa elemanı :))

Ayna : Bir gün kesin çatlayacak :))

Hayal : Sırasıyla gerçekleşiyorlar.

İşte bu kadar : )) Sabırla okuyan herkese teşekkür ederim. Ben de bu mimi : Sevgili Tiryaki, Sihirli Sepet, Resim Aşkı, Birileri Anlatsın, Baharın Elleri, ve Atölye Kedi'ye armağan ediyorum. Lütfen kabul ediniz :))

Örgü Çiçeklerden Havlu


Havlulara iki tane uyduruktan motif dikiyorlar, onu da normal havlu fiyatının 5-6 katı fiyatına satıyorlar. Ben de buna kanacak göz var mı? Yok :))

Evde havlu var, ip var, tığ var. Eee ne yapsaydım :)) Bunu yaptım işte. Fena mı oldu :))

Hazır satılanlardan daha ağır, daha gösterişli, tam bana göre :)) Bu havluyu böyle yaptım ki namım yürüsün :))
Posted by Picasa

17 Haziran 2010 Perşembe

Örme Kristal Broş


Bu aralar çok meşgulüm. Malum nikahıma tam bir ay kaldı. Hergün bir koşuşturmamız var. Bu yüzden sıklıkla kısa kısa postlar göreceksiniz sitemde. Affınıza  sığınıyorum :))
Gelelim resimdeki zat-ı şahaneye :)) Seneler önce takı tasarıma merak sardığımda bu broşu yapmıştım. Kristal boncuklar ve kum boncuklar kullanarak, misinayla elde örerek ortaya bu şekli çıkardım. Arkasına da bir broş iğnesi monte ettim. Uzunca bir zaman keyifle kullandım. Şimdilerde ise takı kutumda beklemede...
Diğer ördüğüm kristal broşa da buradan bakabilirsiniz.

15 Haziran 2010 Salı

Boncuktan Örümcek


Yakın bir geçmişte bu örümceği hazırlamıştım. Hazırladığım dönem kendisine büyük bir hayranlık duyuyordum şimdi geçti :)) Amaçsızca bir kenarda duruyor. Broş yapacaktım. İnsanların dikkatini fazlaca çekeceği için vazgeçtim. Adı "Boncuk" :))
Posted by Picasa

Menekşe Tepsi


Amcamlarda fotoğrafladığım ganimetlerin içinde bu tepsi de vardı. Geçen yıl kuzenim Zeynep'le  birlikte ahşap boyama üzerine seri imalat yapmıştık. İkimizin de evlilik hazırlıkları üst üste gelince, bize gelip dikiş dikiyor, amcamlara gidip boyama yapıyorduk. Aslında "gönül ne kahve ister, ne kahvehane, gönül sohbet ister, kahve bahane" durumuydu bizimki:)) Ama onu da kimseye itiraf edemiyorduk :))

14 Haziran 2010 Pazartesi

Bir Haftanın Özeti ve Kına Partim :))


Dikkat bu bir haftanın özetidir ve uzuuuuuun bir posttur. Sabrınız için şimdiden teşekkürler :))

Çarşamba gününden beri gerçek yaşamdan kopamadığım için sanal aleme pek uğrayamaz oldum. Bu yüzden sitem terkedilmiş gibi duruyor günlerdir. Bir yandan hastalıktan başımı kaldıramıyorum ama bir yandan da gezmekten geri kalamıyorum. Elimde değil :))

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yoyo Çeşitleri


Yoyoları ne kadar çok kullandığımı sitemi takip eden herkes biliyordur. Yoyoları çok severek hazırlamama rağmen, bazen çok sıkıcı olabiliyor. Beni en çok uğraştıran aşama, orta kısmı yani kumaşların birleşme yerini gizlemek oluyor.

8 Haziran 2010 Salı

Evlilik Haberi ve GRİP


6 Haziran pazar günü ağabeyim ve Tuğba dünya evine girdiler. Kınaydı, kuafördü, fotoğraftı, nikahtı, yemekti derken ben perişan oldum. O günleri tek tek detaylandırmaya hiç gerek yok. Herkesinki gibiydi. Çok güzel ve çok yorucuydu. 

Koşuşturma ve telaş şimdilik duruldu. Ama benden geriye de bir şey kalmadı çok şükür. İki gündür kendime gelemedim. Tansiyonum yerlerde sürünüyor. 

Uykusuz günlerin acısını dün 2'ye kadar uyuyarak çıkarttım. Ama kolumun kanadımın kalkmamasının aslı nedenini bugün fark edebildim. Koşuştur, terle, rüzgar çarpsın, terin üstünde kurusun, yeme, içme, sonuç : GRİP.

Alternatif tıp devreye girdi. Bakalım ne zaman beni ayağa kaldırır. Şimdilik bu kadar. Herkese selamlar. 

Darısı bütün bekarların başına :))